Aruz Ölçüsü Nasıl Buluruz?
İçimdeki Şakacı vs İçimdeki Fazla Düşünen
Bazen kendime bakıyorum, İzmir’in sıcağında kahve içerken, bir yandan “Aruz ölçüsü nasıl buluruz?” sorusunu kafamda çeviriyorum, bir yandan da arkadaş grubuna atacak komik bir meme düşünüyorum. İçimdeki şakacı diyor ki: “Kanka, sen bunu çözemezsin, bırak şiirler dursun, gel rakı içelim.” İçimdeki fazla düşünen ise hemen araya giriyor: “Ama şiirin ritmini anlamadan bir dizeyi tam tadında yazamazsın, hadi bakalım hesaplamaya başla.”
Ve işte böyle başlıyor, hem komik hem de kafa yoran bir yolculuk: Aruz ölçüsünü bulmak.
Adım 1: Şiire Bak, Ama Sakın Sadece Gözünle
Aruz ölçüsü bulmak, klasik bir “dizelerin kalbini dinlemek” meselesi. Ama gerçek hayatta bunu ilk denediğimde şöyle oldu:
Ben: “Tamam, bu dize ‘Mevlam seni korusun’… hmm, kaç hece acaba?”
Kendim: “Kanka, heceleri say, sonra ritmi anlamaya çalış.”
Ben: “Ama heceler var ya, bazen ‘Mev-lam’ iki mi, üç mü?”
İç ses: “Hadi bakalım, burada mühendis gibi düşüneceksin, şair gibi hissetmeye çalışacaksın.”
Aruz ölçüsü, hece ve vurgular üzerinden ilerliyor. Bu yüzden her dizeyi dikkatlice okumak şart. Hatta bazı dizeler öyle karmaşık ki, kendine “Ben bu diziyi değil, bütün evreni çözüyorum galiba” dedirtiyor.
Adım 2: Vurgu ve Kısalık Uzunluklarıyla Dans
İçimdeki şakacı, bu noktada dayanamaz: “Hadi bakalım, uzun hece mi kısa hece mi, dans pistine çıkartıyoruz sanki!”
Evet, Aruz ölçüsünde heceler uzun (–) veya kısa (∪) olarak sınıflanıyor. Örneğin:
“Mev-lam se-ni koru-sun”
Uzun kısa uzun kısa… Tabii ben bunu ilk denediğimde şunu düşündüm: “Bir insan neden heceleri dans ettirir ki?” Ama sonra anladım; şiirin ritmi, tıpkı arkadaş ortamında espri sırası bekleyen bir grup gibi: Bazen uzun, bazen kısa, ama her zaman yerli yerinde.
Adım 3: Kalıp Bulmak
Artık heceleri saydınız, vurguları yerleştirdiniz… Sıra kalıbı bulmaya geldi. Mesela “Fe’ilatün, Mefâ’ilün, Fe’ilâtün” gibi klasik kalıplar var.
İçimdeki fazla düşünen: “Tamam, artık bu dize hangi kalıba uyuyor, mantığını çöz.”
İçimdeki şakacı: “Mantık mı? Kanka, kalıp mı? Bu bir şiir, matematik değil!”
Ama ikisinin birleşimi işe yarıyor. Biraz mantık, biraz sezgi… Biraz da o günkü kahve miktarı. Dediğim gibi, bazen kendime bakıp “İşte ben, Aruz ölçüsüyle kavga eden 25 yaşında bir İzmirli” diyorum ve gülüyorum.
Günlük Hayattan Örnek: Market Sırası
Geçen gün markette beklerken, kafamda Aruz ölçüsü denklemleri kuruyordum. Yanımdaki teyze sordu:
Teyze: “Evladım ne düşünüyorsun böyle derin derin?”
Ben: “Aruz ölçüsü nasıl buluruz, onu düşünüyorum.”
Teyze: “…?”
İçimdeki şakacı: “Bak, işte sana ilk zorluk, insanların seni anlamaması!”
İçimdeki fazla düşünen: “Ama anlatırsan belki bir gün başkası da öğrenir.”
İşte böyle bir sırada bile Aruz ölçüsü, her yerde karşına çıkabiliyor. Market kuyruğunda heceleri sayarken kendimle dalga geçmekten başka çarem yok.
Son Adım: Pratik ve Sabır
Aruz ölçüsü bulmak, hem kafa hem de ruh işi. Tek seferde mükemmel çözemezsin. Ama pratik yaparsan ve dizelere dikkatle bakarsan, bir gün fark ediyorsun ki dizeler “konuşmaya” başlıyor. İçimdeki şakacı diyor ki: “Yahu bu iş böyle olunca daha eğlenceli, zaten kafayı fazla yormadın mı?” İçimdeki fazla düşünen ise ekliyor: “Ama mantığını çözdün, ritmi hissettin ve sonunda bir sistem oturdu.”
Yani Aruz ölçüsü nasıl buluruz? Önce heceleri say, sonra uzun-kısa heceleri işaretle, kalıbı tespit et, ve en önemlisi kendinle barışık ol. Hata yaparsan da gül, çünkü şiir zaten biraz da hatalarla güzelleşir.
Kısa Not: Kendinle Dalga Geçmek Serbest
Bir noktada fark ettim ki, Aruz ölçüsü bulmak sadece teknik değil; mizah, sabır ve biraz kendinle dalga geçme becerisiyle birleşince işin tadı çıkıyor. İzmir’in sıcak günlerinde kahvemi yudumlarken, arkadaşlarla dalga geçerken ve heceleri dans ettirirken, aslında hem mühendis hem de insan tarafımı eğitiyorum.
Ve işte bu yüzden, Aruz ölçüsü bulmak sadece bir teknik değil, biraz hayatın ritmini öğrenmekle ilgili. Hatta bazen markette, bazen kahve molasında, bazen de kendime bakarken bu ritmi fark etmek, gülmek ve öğrenmek bana en çok keyif veren şey oluyor.